İlişkili Olduğu Konulara Göre Sabrın Kısımları

4 yıl önce
66 kez görüntülendi

İlişkili Olduğu Konulara Göre Sabrın Kısımları

İlişkili Olduğu Konulara Göre Sabrın Kısımları

 

 

بســـم الله الرحمن الرحيم

Sabır, alâkalı olduğu konulara göre üç kısımdır:

1 – Birinci kısım: emirleri, ibadet ve taatları eda edinceye kadar yapılan sabırdır.

2 – İkinci kısım: yasakları ve şeriata uygun olmayanları yapmamaya sabırdır.

3 – Üçüncü kısım: kaza ve kadere kızmayıp, bunlara sabırdır.

Şeyh Abdülkadir, “Fütûhu’l Gayb” isimli eserinde bu üç kısım hakkında şöyle demiştir;

“Kul için yapacağı bir emir, sakınacağı bir yasak ve sabredeceği bir kader mutlaka lazımdır.”

Bu konunun açıklanması iki tarafı da ilgilendirir. Bir tarafı Allah Teala ile ilgilidir, diğer tarafı da kul ile ilgilidir.

Allah Teala ile ilgili tarafı ele alırsak; Allah’ın kulları üzerinde iki hükmü vardır.

1 - Biri şer’i ve dinî hükmü, diğeri ise

2 - Kevnî ve kaderi hükmüdür.

Şer’i hüküm; Allah’ın emriyle ilgilidir.

Kevnî ve kaderi hüküm ise; Allah’ın yaratmasıyla ilgilidir. Çünkü, yaratmak ve emretmek yalnız Allah’a mahsustur.

Allah Teala’nın dinî hükmü, matluba (istenilen, aranılan, talep edilen şeye) göre iki nevidir:

1 – Birinci nevi: Talebedilen şey sevimli olduğundan yapılması istenilendir. Bu da ya “vacip” olur veya “müstahap” olur. Bunların yapılması da ancak sabırla tamam olur.

2 – İkinci nevi: Talebedilen şey sevimsiz olduğundan yapılmaması istenilendir. Bu da ya “haram” olur veya “mekruh” olur. Bunların yapılmaması da sabra bağlıdır. İşte bunlar, Allah Teala’nın şer’î ve dinî hükmüdür.

Allah Teala’nın kevnî ve kaderi hükmüne gelince, bu da kulun herhangi bir tesiri olmaksızın Allah’ın kulu üzerine kaza ve takdir ettiği musibetlerdir. Kulun bu musibetlere sabretmesi farzdır.

Peki bu musibetlere razı olmak vacip midir?

Bu hususta alimlerimizin iki görüşü vardır. Bu iki görüş, İmam Ahmed‘in mezhebinde iki yönlüdür. En doğru olan görüşe göre rıza, müstahabdır.

—————————————————–

 

Dinin temeli şu üç esastan ibarettir:

1 – Emredilenleri yapmak,

2 – Yasakları terketmek,

3 – Takdir edilmiş olana sabretmektir.

Kul ile ilgili olan tarafa gelince; Kul, mükellef olduğu sürece bu üç esastan ayrılamaz ve kendisinden teklif düşmedikçe bu üç esas da ondan düşmez.

Buğday başağının yalnız sapı üzerinde yükseldiği gibi emirlerden, nehiylerden ve kaderden ibaret olan kulluk vazifeleri de yalnız sabır temeli üzerinde yükselirler.

Gerek Allah’ın emriyle olan ibadet ve taatlar olsun, gerek Allah’ın yaratmasıyla olan kaza ve kader olsun, gerekse Allah’ın yasaklamış olduğu yasaklar olsun bütün bunların hepsi sabra bağlıdır.

İbn-i Teymiyye devamlı bu üç esas üzerinde durarak şöyle derdi:

“Ey oğulcağızım, emredilenleri yap, haramlardan ve yasaklardan kaç ve takdir edilmiş olanlara sabret.”

Nitekim Hz. Lokman da, oğluna şöyle nasihatte bulunmuştu:

“Ey oğulcağızım! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülüğü yasakla, başına gelen belaya sabret.”

Hz. Lokman’ın oğluna, “iyiliği emret, kötülüğü yasakla” ifadesi, oğlunun iyiliği hem kendisinin yapmasını, hem başkalarına emretmesini ve kötülüklerden hem kendinin vaz geçmesini, hem başkalarını vaz geçirmesini içine almaktadır. Çünkü emreden ve yasaklayan kimsenin emrettiğini kendi yapmadıkça, yasakladığından kendi vaz geçmedikçe bu şekildeki emri ve yasaklaması doğru olmaz.

Nitekim Allah Teala bu üç esası şu sözünde açıklamaktadır:

“Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a’ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.” 

“Onlar Allah’ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar.” 

“Ve onlar Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar, Rablerinden korkarlar, (bilhassa) kötü, hesabdan endişe ederler.”

“Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.” (Ra’d/19-20-21-22)

Ayet-i kerimede geçen vasıflarda “İslam ve iman makamları” toplanmış olduğundan Allah Teala onları, yapmış oldukları ahdi yerine getirmeleriyle övmüştür.

Zira bu ahidde hem dinin zahiri, hem batını, hem Allah’ın hakkı, hem de mahlukatın hakkı mündemiçdir.

- Onlar kendileriyle, bir ve ortağı olmayan Rableri arasındaki kulluk vazifelerine riayet ederek ibadet ve taatlarını hakkıyla eda etmeye çalışırlar.

- Allah’a yönelip O’na tevekkül ederler,

- O’nu severler,

- O’ndan korkarlar,

- O’nun rahmetini umarak tevbe ederler.

- O’na boyun bükerek hudû ve huşu içinde bulunurlar.

- O’nun nimetlerini itiraf ederek şükrederler, hata ve günahlarını ikrar ederek istiğfar ederler.

Bütün bunlar, Allah Teala ile kulları arasındaki bağlardır. Allah Teala kendisiyle kulları arasındaki bağların devam etmesi için yukarıda geçenlerin yapılmasını emretmiştir.

Allah Teala, bizimle Resulü arasında da devamlı bir irtibat bulunmasını da emretmiştir. O da:

- Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) iman ederek onu tasdik etmemiz,

- Herşeyde onu hakem tayin edip hükmüne razı olarak teslim olmamız,

- Onun muhabbetini kendimizin, evladımızın, ana babamızın ve bütün insanların muhabbetinden üstün tutmamızdır (Allah’ın selat ve selamı onun üzerine olsun).

Demek ki bu ahid, Allah’ın hakkını ve Resulünün hakkını layıkıyla yerine getirmeyi de içine almıştır.

Allah Teala, bizimle ana babamız ve akrabalarımız arasında da iyilik ve sıla-ı rahim yapmak suretiyle bağlantı bulunmasını emretti. İşte bunlar da ayet-i kerimede, Allah’ın ulaştırılmasını emrettiklerindendir.

Yine Allah Teala bizimle zevcelerimizin arasında da onların haklarını gözeterek iyi geçinmek suretiyle bağlantı bulunmasını emretmiştir.

Yine Allah Teala, bizimle elimiz altında olanların arasında da yediğimizden onlara da yedirmek, giydiğimizden onlara da giydirmek, yapamıyacakları işleri onlara teklif etmemek suretiyle bağlantı bulunmasını emretmiştir.

Yine Allah Teala, bizimle yakın ve uzak akrabalarımızın arasında da kendi nefislerimizi, ehlimizi, mallarımızı muhafaza ettiğimiz gibi, onların da nefislerini, ailelerini, mallarını muhafaza ederek, haklarına riayet etmek suretiyle bağlantı bulunmasını emretmiştir.

Aynı şekilde yolculukta da arkadaşlarımızın haklarına riayet ederek aramızda bağlantının bulunmasını emretmiştir.

Yine Allah Teala bizimle bütün insanlar arasında da onların bize nasıl muamele etmelerini arzu ediyorsak bizim de aynı şekilde onlara muamele etmemiz suretiyle bağlantı bulunmasını emretmiştir.

Yine bizimle hafaza (insanların yaptıkları işleri yazmaya mahsus melekler) arasında da, yanında tazim ve hürmet edeceği biri bulunduğunda ondan utanarak günah işleyemeyen kimse gibi, o meleklerden de utanarak günah işlemekten sakınmak suretiyle bağlantı bulunmasını emretmiştir.

İşte bunların hepsi, Allah’ın ulaştırılmasını emrettiklerindendir.

Allah Teala, yukarıda geçen bağlantıları yapmaya insanları sevkedenin Allah korkusu ile kıyamet günündeki hesabın şiddetinden korkmaları olduğunu açıklamıştır. Allah’ın emrettiği bu bağlantıları ancak Allah’dan korkanlar yaparlar. Bir insanın kalbinden Allah korkusu çıkarsa bu bağlantılar da kopar.

Allah Teala, bağlantıların da, Allah korkusu ile kıyamet günündeki hesabın kötülüğünden korkmanın da sabır ile bağlı bulunduğunu açıklayarak:

“Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler.” (Ra’d:22) buyurmuştur.

Allah Teala, sabrın yalnız kendi rızası için yapılacağını bildirdikten sonra insanların sabretmelerine en büyük yardımcının namaz olduğunu zikrederek:

“Namazı dosdoğru kılarlar.” buyurmuştur.

Dünya ve ahiret işlerinde de en büyük yardımcıların namaz ile sabır olduğunu, Allah Teala aşağıdaki ayet-i kerimelerinde beyan etmiştir:

“Sabırla ve namazla (Allah’dan) yardım isteyin Gerçi bu (nefislere) pek ağır gelirse de (Allah’a) saygısı olan kimselere ağır gelmez.” (Bakara/45)

“Ey iman edenler! Sabırla ve namazla (Allah’dan) yardım isteyin. Hiç şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara/153)

Allah’ın ahdini yerine getirenlerin halleri şöyledir:

“Onlar, kendilerine sabırla ve namazla iyilik ederler, başkalarına da mallarını vermek suretiyle iyilik ederler, cahiller kendilerine eza ve cefa ettikleri zaman kötülüğe kötülükle karşılık vermeyip bilakis kötülük edenlere dahi iyilikle muamele ederler.”

Nitekim Cenab-ı Hak:

“Kötülüğü iyilikle savarlar.” buyurmuştur.

Ayet-i kerimedeki “yedraune” kelimesi, “Onlar bir günah işlediklerinde hemen arkasından bir iyilik yaparak günahlarını affettirmeğe çalışırlar” diye tefsir edilmiştir.

Nitekim Allah Teala:

“Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir.” (Hud/114) buyurmuştur.

Resul-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Bir kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki, kötülüğü (günahı) gidersin.”

Netice olarak söz konusu ayet-i kerime iki nev’idir:

1 – Birinci nevi; Allah’ın ahdini yerine getirenlerin kendilerine bir kötülük yapıldığında, kötülüğü iyilikle savmalarıdır.

2 – İkinci nevi ise, bir günah işlediklerinde onu affettirmek için hemen arkasından bir iyilik yapmalarıdır.

Bu ayet-i kerimeler, emredilenlerin yapılmasına, haram ve yasakların terkedilmesine, kaza ve kadere sabredilmesine şamil olduğundan İslam ve iman makamlarının kepsini içine almıştır.

Allah Teala, bu üç esası aşağıdaki ayet-i kerimelerinde zikretmiştir,

“Evet, eğer sabreder de itaatsızlıktan sakınırsanız ve o anda müşrikler üzerinize gelirlerse, Rabbiniz size nişanlı beşbin melek ile yardım edecektir.” (Al-i İmran/125);

“Şu muhakkak ki, her kim Allah’dan korkar ve sabrederse, (bilsin ki) Allah iyilik edenlerin mükafatını Zayi etmez.” (Yusuf/90);

“Ey iman edenler! Sabredin ve sabır yarışında düşmanlarınızı geçin! Cihad için hazır ve rabıtalı bulunun. Hem Allah’dan korkun ki, felah bulaşınız” (Al-i İmran/200).

Her nerede “takva” kelimesi “sabır” kelimesiyle beraber zikredilirse:

- Emredilenlerin yapılmasına,

- Haram ve yasakların terkedilmesine,

- Kaza ve kadere sabredilmesine şamil olur.

Çünkü takvalı oluşun hakikati, emredilenlerin yapılması ile haram ve yasakların terkedilmesinden ibarettir.

 

İlişkili Olduğu Konulara Göre Sabrın Kısımları Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık