Hz. cabir r.a hazretlerinin hayat hikayesi

4 yıl önce
64 kez görüntülendi

Hz. cabir r.a hazretlerinin hayat hikayesi

Hicret’ten (Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine-i Münevvere’ye göç edişlerinden) evvel Medine-i Münevvere’de (başkanlık- reislik) ve
Hükümet eden said ibni Ubade hazretlerinin müsteşar-ı umuru (işlerini danıştığı yardımcısı) idi. Yaradılış yönünden uysal tabiyatlı, istikamet sahibi
bir Zat-ı Al-i Kadir (Yetenek sahibi bir kimse) idi.
Bu yetenekleri dolayısıyla Araplar arasında çıkan zor işleri hakemliğiyle
uzlaştırırdı. Belde halkını, bir hadisenin vuküundan evel aldığı tedbirlerle
ve mütalaasındaki isabetle bir çok belalardan kurtardığı rivayet olunur.
Pek çok zamanlar Hz. Muhammed (S.A.S.) in huzurunda bulunmak onuruna
ermiş,bu arada ünlü muhaddislerden olmuştur. Muhaddislik (Hadis-i Şerif nakli)
niteliği diğer şan ve şeref dolu vasıflarını tamamlamıştır.
Bundan başka Hz. Ali (K.V) Efendimizle birlikte Küfe’ye gitmiş, kendileri ile
gizli bir çok sohbetlerde bulunmuştur. Şimdi anlatacağımız Ayet-i Celile’nin
yorumunu bizzat Hz. Ali (K.V) ‘den nakil ve rivayet etmiştir.
Cabir ibni Abdullah Ensari şöyle rivayet eder ki:
Küfe’de mescid’e girdiğimde Hz. Ali (K.V.) orada
bulunuyorlardı, parmağı ile birşeyler yazıyor ve birşeye degülüyordu.
Ya Emirü’l-mü’minin, neye gülüyorsunuz? Diye sordum Hz. Ali (K.V.) şu cevabı lütfettiler:
Şimdi okuduğum şu Ayet-i Kerime’nin manasını kimse benim gibi bilmez
ve yorumlayamaz da ona gülüyorum. Dedi. Sordum:
Bu hangi Ayet-i Kerime’dir? Cevaben şöyle buyurdular:
Allah-ü nürü’s-semavati ve’l-ard meselen nuruhi kemeşkeve >… (İkinci misbah) ise, benim. Fi zücacetü’z-zücace, bunun gibi, Zücace-i Evvel Hz Hasan (R.A.) dır.İkinci Zücece Hz. Hüseyn Şehid-i Kerbela’dır yani Şehidlerin Şahı’dır.
Ali bin Hasan en parlak kevkeb (yıldız) gibidir,yani Kevkeb-i Dürri’den kasıt Ali bin Hasan’dır. Yukadü şeceretü mübareke’den maksat Ali oğlu Muhamed’dir Ayet-i Kerime’de geçen Zeytüne den maksat Cafer ibni Muhamed’dir. Yine zikri geçen La şarkiyye den murad Musa bin Cafer’dir. La garbiyye den maksat Ali bin Müsa’dır. Ala nüru yedüllahülinüri den kasıt da burada Hz. Peygamber (S.A.S) Efendimizdir Men yeşaü ve yadribüllahül emsali lilnasi valahü bi külli şey’in alim.
İşte bu Ayetler Hz. Ali (K.V.) tarafından bu veçh ile tefsir-i azim buyurulmuştur.
Şimdi tekrar Hz. Cabir (R.A.)’nın Tercüme-i Hal’ine dönüyoruz:
Bu Zat-ı Celil, Hz Halit (R.A.)’ile istanbul’a gelmiş, kaderin bir cilvesi, Takdir-i Hüda
icabı olarak Saray-ı Cennet’e burada duhul etmiştir, yani burada (İstanbul’da),bu fani alemden Beka alemini teşrif etmiştir. İstanbul’da, Ayvansaray semtindeki Küçük Mustafa Paşa Camiinde, Vücut-u Mübarakelerı toprağı, amber kokuları ile gülşen saraya çevirmiştir…

 
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık